قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اِطَّلَعَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ عَلى قَوْمٍ مِنْ أَهْلِ النَّارِ فَقَالُوا: بِمَ دَخَلْتُمُ النَّارَ فَإِنَّمَا دَخَلْنَا الْجَنَّةَ بِتَعْلِيمِكُمْ ؟ قَالُوا : إِنَّا كُنَّا نَأْمُرُكُمْ وَلَا نَفْعَلُ. (كنز) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Cennetliklerden bir topluluk cehennem ehlinden bazılarını görüp onlara ‘Ne sebeple cehenneme atıldınız? Hâlbuki biz sizin öğrettiklerinizle cennete girdik.’ derler. Onlar da ‘Biz size (iyiliği) emrederdik fakat kendimiz yapmazdık.’ derler.” (Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)
---
24
Eylül
Pazar
2017
AYIN SAFHASI



Rûmî: 11 Eylül 1433   • Hicrî: 04 Muharrem 1439

Peygamberimiz (s.a.v.)'in Mekke'den hicretle Medine'ye girişi (M.622) • Uyvar Kalesi'nin fethi (1663) • Yaprak dökümünün başlaması • Hac'da izdiham faciası (2015)
267. Gün 38. Hafta 9. Ay FAZİLET TAKVİMİ

ARAPLARDA İZ SÜRME MAHARETİ

Eyüp Sabri Paşa, Miratü'l-Haremeyn isimli eserinde Arap kabilelerindeki “İz sürme” kâbiliyetini şöyle anlatıyor: İz sürme, Arap kabileleri arasında eski bir sanattır. Arapların iz sürme hakkındaki firâsetleri hayrete şâyândır. Urban (bedeviler, çölde yaşayan Araplar) gece bile bir yerden geçmiş olan insan veya hayvanın yerde bıraktığı ayak izine bakarak hangi vakit ve saatte geçtiğini ekseriyetle doğru haber verirlerdi.

Hatta geceleri yolda giderken gözlerine ilişen izlerden bir veya iki gün evvel veya daha evvel oradan geçenlerin, kaç kişi olduklarını, ne kadar develeri olduğunu ve hangi kabile toprağına gittiklerini haber verirlerdi. Ne söylemişlerse araştırıp incelendiğinde söylediklerinin isâbetli olduğu anlaşılırdı.

Urban arasında bilhassa “kassâsûn” denilenlerin iz hakkındaki bilgileri daha kuvvetlidir. Urbandan biri diğerini öldürse yahut malını çalsa veya başka türlü bir kötülük edip kaçsa, kabile halkı onun kim olduğunu bilemedikleri takdirde kassâslardan bir şahsı getirip adamın izini göstermeleri âdettir. Kassâs, gösterilen izin peşine düşer. Eğer taşlık bir yer olur da sürdüğü izi kaybederse nereden geçtiğini taşların kokusundan takip ederdi. Develerin dahi yüklü olup olmadığını ayaklarının zemine olan tesirinden anlayıp haber verirdi. Halkın birçoğunun izleri kassâsların zihinlerinde yer etmiş olduğundan herhangi bir izi görseler “Bu iz falan oğlu falanın izidir.” diye haber verirler ve sözlerini de araştırıp doğrulatırlardı.

Bir iz takip edilerek iz sahibinin saklandığı yerde yakalandığı defalarca tecrübe edilmiştir. Urban arasında bir köy veya kabilede iz sürücülük fenninde meşhur bir adam (kassâs) bulunursa, o kabile veya köyden hiç kimse hırsızlığa cesaret edemezdi.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin hicretlerinde mübarek izlerinin Sevr Mağarası'nda son bulduğu, Kureyşlilerin tayin ettikleri kassâs Alkame tarafından haber verilmişti. Hatta mağaradan bir adım ileri gidilmemesini söylemişti. Fakat Kureyşliler mağaranın kapısı üzerinde birçok örümcek ağları olduğunu ve içinde yumurtaları olan güvercin yuvaları bulunduğunu görüp “Burası Hz. Muhammed (s.a.v.) doğmadan evvel bile insan yüzü görmemiştir.” diyerek kassâsı yalanladılar. Kassâs sözünde ısrar ettikçe Cenâb-ı Allah, onların fikirlerini Efendimizin (s.a.v) orada kalmadığı cihetine döndürdü.