قَالَ اللهُ تَعَالَى: يَا عِبَادِي إِنِّي حَرَّمْتُ الظُّلْمَ عَلَى نَفْسِي وَجَعَلْتُهُ بَيْنَكُمْ مُحَرَّمًا فَلَا تَظَالَمُوا. (م)‏ Allâhü Teâlâ buyurdu: “Ey kullarım! Muhakkak ben zulmü kendime haram kıldım ve birbirinize zulmü de haram kıldım. Öyleyse birbirinize zulmetmeyiniz.” (Hadîs-i Kudsî, Sahîh-i Müslim)
---
17
Temmuz
Pazartesi
2017
AYIN SAFHASI



Rûmî: 4 Temmuz 1433   • Hicrî: 23 Şevval 1438

Abdülkadir Geylânî'nin (k.s.) vefâtı (1166) • Fırtına
198. Gün 29. Hafta 7. Ay FAZİLET TAKVİMİ

ZULÜM

Zulüm: Bir kimsenin meşrû hakkına tamamen veya kısmen tecâvüzde bulunmak demektir. Meselâ: Bir kimsenin malını gasp etmek veya bir alacağını noksan vermek veya vaktinde vermemek bir zulümdür. Bir kimseye zulmedene zâlim, zulüm olunana “mazlum” denilir.

Zulüm, dinen pek büyük bir günahtır, bir cinayettir. Resûlü Ekrem (sallallâhü aleyhi ve sellem) Efendimiz, Muâz bin Cebel'i (radıyallâhü anh) Yemen'e kâdı olarak göndermiş ve kendisine:

“Zulme uğramış kimsenin bedduâsından sakın. Çünkü bu duâ ile Allâhü Teâlâ arasında bir perde yoktur, bu duâ müstecab olur. Hattâ mazlum fâcir, kâfir bir kimse de olsa yine onun zâlim hakkındaki bedduâsı kabul olunur. Zira onun fıskı, küfrü kendisine aiddir, ona kimsenin zulmetmeye hakkı yoktur.” diye emretmişti.

Resûlü Ekrem (sallallâhü aleyhi vesellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

• “Allahü Teâlâ, zâlime bir mikdar mühlet verir. Fakat bir de (azabıyla) yakaladı mı, artık ona kurtuluş imkânı bırakmaz.”

• “Zulmetmeyiniz. Sonra duâ edersiniz de sizin bu dûanıza icabet olunmaz, yağmurların yağmasını istersiniz de böyle bir rahmete nâil olamazsınız ve düşmanlarınıza karşı yardım için niyazda bulunursunuz da yardım olunmazsınız.”

• “Zulümden sakının. Çünkü zulüm, kıyâmet gününün zulmetleridir (karanlıklarıdır).”

Demek ki zulmün cezası yalnız dünyada görülmeyecektir, belki bunun en büyük cezası, ebedî âlemde görülecektir. Artık öyle bir âkıbete uğramamak için adaletten ayrılmamalı, herkesin meşru hukukuna riâyet etmelidir. Şayet bir kimsenin bir hakkına tecâvüz edilmiş ise bunu tamire, telâfiye çalışmalıdır. Üzerinde hakkı olanlardan helâllik istemekte kusur etmemelidir. (Hukuku İslamiye)