قَالَ اللهُ تَعَالَى: فَمَنْ كَانَ يَرْجُو لِقَاءَ رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا. (سورة الكهف, 110) Allâhü Teâlâ buyurdu (meâlen): “…Her kim Allâh’ın rızasına ermek isterse sâlih amel işlesin ve ibadetinde Rabbine kimseyi şirk koşmasın.” (Kehf sûresi, âyet 110)
---
21
Nisan
Cuma
2017
AYIN SAFHASI



Rûmî: 8 Nisan 1433   • Hicrî: 24 Recep 1438

Fırtına • Ebeler Haftası (21-28 Nisan)
111. Gün 16. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ

YÜKSEK MAKAMLARA ANCAK İBÂDET VE KULLUK İLE ULAŞILIR

Allâhü Teâlâ, Mi‘râc'ta Resûlullah Efendimize (s.a.v.) buyurdu ki:

“Habîbim, ümmetine söyle, eğer size olan ihsânlarından ve iyiliklerinden dolayı bir kimseyi seviyorsanız, üzerinizde bunca nimetimle ben sevilmeye daha lâyıkım.

Eğer gök yahut yer ehlinin birinden korkuyorsanız, kudretimin kemâlinden dolayı asıl benden korkun.

Eğer birinden bir şey ümîd ediyorsanız, ben ümîd olunmaya daha lâyıkım, zira kullarımı severim.

Eğer kendisine cefâ ettiğinizden dolayı bir kimseden utanıyorsanız, benden utanın. Zîrâ siz kulluk ahdinizi bozarsınız, ben ise Rabbinizim, vefâ gösterir, sizi bağışlarım...

“Yâ Muhammed (Aleyhisselâm), ümmetine çok mal vermedim ki kıyâmet gününde hesapları uzun olmasın. Uzun ömürlü de yapmadım ki kalpleri katılaşmasın. Ölümlerini ânî kılmadım ki dünyâdan tevbe etmeden çıkmasınlar. Dünyâya diğer ümmetlerden sonra gönderdim ki kabirde çok beklemesinler.”

Kula yakışan her halde Mevlâ'sının emrine itâat etmektir. Zira Allâhü Teâlâ her söyleneni işitir, her şeyi görür, her şeyi bilir, her şeyden haberdardır. Dâimâ ona ibâdet etmek için çalışmalıdır. İbâdet Cenâb-ı Hakk'a yaklaşmaya vesiledir.

Görmez misin ki Allâhü Teâlâ İsrâ sûresinin birinci âyet-i celîlesinde (meâlen) “.Kulunu bir gece Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya yürüttü.”, yani “kulum” diye buyurdu da, “Resûlüm, peygamberim” buyurmadı. Bu yüksek makamlara ancak ubûdiyet (kulluk) ile ulaşılacağına işârettir. Nitekim Bâyezîd-i Bestâmî (k.s.) Hazretleri: “İnsanlar hesâbdan kaçarlar, ben ise onu isterim. Zira Allâhü Teâlâ hesâb sırasında bana bir defa ‘kulum' dese bu bana yeter.” buyurdular.

Şerîatte kulluk, Cenâb-ı Hakk'ın emirlerini tutmak, yasakladıklarını terk etmekle olur. Tarîkatte ise nefsiyle cihâd ederek onu ıslâh etmektir. Oruç bu hususta iyi bir yardımcıdır. Onun için husûsiyle Receb ve Şa‘bân-ı Şerîf ayları gibi faziletli günlerde nâfile oruç tutmalıdır. Hadîs-i şerîfte: “Bir mücâhid vazife sırasında Allah rızası için bir gün oruç tutarsa Allâhü Teâlâ o kimseyi cehennemden yetmiş senede kat edilecek mesâfe kadar uzaklaştırır” (Buhârî ve Müslim) buyurulmuştur. (Nefâisü'l-Mecâlis, Aziz Mahmûd Hüdâî)