كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا رَأَى مَا يُحِبُّ قَالَ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي بِنِعْمَتِهِ تَتِمُّ الصَّالِحَاتُ وَإِذَا رَأَى مَا يَكْرَهُ قَالَ الْحَمْدُ لِلهِ عَلَى كُلِّ حَالٍ. (هـ) Resûlullah (s.a.v.) hoşuna giden bir şey gördüğünde “Elhamdülillâhi’llezî bi-ni’metihî tetimmü’s-sâlihât”* derdi. Hoşuna gitmeyen bir şey gördüğünde de “Elhamdü lillâhi alâ külli hâl” derdi.
---
21
Şubat
Salı
2017
AYIN SAFHASI



Rûmî: 8 Şubat 1432   • Hicrî: 24 Cemâziyelevvel 1438

Bayburt'un kurtuluşu (1918) • Fırtına
52. Gün 8. Hafta 2. Ay FAZİLET TAKVİMİ

HAZRET-İ HUZEYME’NİN ŞAHİTLİĞİ

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir bedevîden bir at satın almış ve bedevîye “Gel de bedelini vereyim” deyip yürümüştü. Resûlullah (s.a.v.) gidiyordu, fakat bedevî daha yağlı müşteri bulurum ümidiyle, Resûlüllâh’ı (s.a.v.) takip etmiyor, ayağını sürüyordu. Nihayet aradığını da buldu. Resûlüllâh’ın (s.a.v.) satın aldığından haberi olmayan bazı kimseler fazla para vermişlerdi. Resûlullah (s.a.v.) geri dönünce bedevî “Ben sana satmadım. Sattımsa şahit göster.” diyerek inkâr etti. Bu sırada oraya gelen Huzeyme (r.a.), Resûlüllâh’ın (s.a.v.) lehine şahitlik ederek bedevînin atı sattığını söyledi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) Huzeyme’ye:

“Bu alışverişte bulunmadığın halde seni bu şahitliğe sevk eden nedir?” buyurunca Huzeyme (r.a.):

“Yâ Resûlallâh, ben senin Allâhü Teâlâ’dan getirip tebliğ ettiğin haberleri tasdik ediyorum. Bu şahitlik nedir ki?” diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Huzeyme her kimin lehinde veya aleyhinde şahitlik ederse onun şahitliği kâfidir.” buyurmuşlar ve onun tek başına şehâdetini iki kişinin şehâdetine denk kılmışlardır. (Tecrîd-i Sarîh)

Kur’ân-ı Kerîm nâzil olduğunda âyetler sahifelere yazılıp ezberleniyordu. Hz. Ebûbekir’in (r.a.) halifeliği zamanında bütün bu sahifeler bir araya getirildi. Bu vazife, vahiy kâtibi Zeyd bin Sâbit’e (r.a.) verilmişti. Zeyd bin Sâbit (r.a.) herhangi bir âyeti bir yazılı vesîkada bulmadan yazamıyordu. Tevbe sûresinin son iki âyetini (Lekad câeküm...) çok aramıştı. Birçoklarının ezberinde olmakla beraber yazılı olarak ancak Hazret-i Huzeyme’nin nezdinde mahfuz bulunmuş idi.

Hz. Huzeyme’nin tek başına şahitliği Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından iki kimsenin şahitliğine denk olduğundan bu iki âyet de mushafa yazıldı.

(Elmalılı, Hak Dîni Kur'ân Dili Tefsiri, Fazilet Neşriyat)