قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ الْعَبْدَ إِذَا صَلَّى فِي الْعَلَانِيَةِ فَأَحْسَنَ وَصَلَّى فِي السِّرِّ فَأَحْسَنَ قَالَ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ هٰذَا عَبْدِي حَقًّا. (هـ) Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Muhakkak bir kul namazını insanların gördüğü yerde de görmediği yerde de (ihlâsla ve ta’dîl-i erkâna riâyet ederek) güzelce kılarsa Allah azze ve celle şöyle buyurur: ‘İşte bu, benim hakîkî kulumdur.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)
---
07
Ocak
Cumartesi
2017
AYIN SAFHASI



Rûmî: 25 Kânûn-ı Evvel 1431   • Hicrî: 09 Rebîulâhir 1438

Osmaniye'nin kurtuluşu (1922) • Beyaz Baston Körler (Âmâlar) Haftası (7-14 Ocak)
7. Gün 1. Hafta 1. Ay FAZİLET TAKVİMİ

MÜ’MİN NE HALDEDİR?

Ahmed bin Hanbel’in (rah.) talebelerinden Mervezî (rah.) anlatıyor:

Bir gün Ahmed bin Hanbel’in (rah.) yanına gittim ve: “Nasılsınız?” diye sordum.

“Rabbim farzları eda etmemi, peygamberim sünnetlere sarılmamı, melekler amelimi tashih etmemi (ihlâsla yapmamı), nefsim heva ve hevesine uymamı, İblis fuhşiyatı; çirkin söz ve fiilleri yapmamı isterken, ölüm meleği ruhumu kabz etmeyi beklerken, ailem de nafakalarını temin etmemi isterlerken ben nasıl olabilirim.” diye cevap verdi. (Tabakâtü’l-Hanâbile)

İLMİHAL: TA’DÎL-İ ERKÂN

Ta’dîl-i erkân, namazın kıyam, rükû, secde gibi her rüknünü sükûnet ile yerine getirirken her âzânın mutmain olması, sakin ve hareketsiz bulunmasıdır. Meselâ rükûdan kıyama kalkarken vücut dimdik doğrulup sükûnet bulmalı, en az bir kere “Sübhânellâhilazîm” diyecek kadar ayakta durup sonra secdeye varmalıdır. Her iki secde arasında da yine “ Sübhânellâhilazîm” diyecek kadar durmalıdır.

Namazlarda ta’dîl-i erkâna riâyet İmam Ebû Yûsuf a göre farzdır. İmâm-ı A’zam ile İmam Muhammed’e göre ise vaciptir.

Farz olduğu takdirde ta’dîl-i erkâna riâyet edilmeksizin kılınan bir namazı iâde etmek (yeniden kılmak) lâzımdır. Vacip olduğu takdirde ise, bu halde yalnız sehv secdesi lâzım gelir. Fakat böyle bir namazı iâde etmek evlâdır. Namazdan manevî zevk alanlar; namazda ta’dîl-i erkâna riâyet eder, acele etmekten sakınır, acele etmeyi hürmet ve âdâba aykırı görürler.

Hayatın en faydalı, en kıymetli saatleri, ibadet ile geçen vakitlerdir. Beyhûde yere veya geçici bir fayda uğrunda saatlerini, günlerini harcayan insanların namaz gibi ulvî bir ibadetten, ebedî bir saâdet vesilesinden, manevî bir huzurdan bir an evvel çıkıp kurtulmaya çalışmaları pek gariptir, pek acınacak bir haldir.