قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: كُلُّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ حَرَامٌ مَالُهُ وَعِرْضُهُ وَدَمُهُ حَسْبُ امْرِئٍ مِنَ الشَّرِّ أَنْ يَحْقِرَ أَخَاهُ الْمُسْلِمَ. (د) Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Bir Müslümanın diğer Müslümana malı, ırzı (namusu) ve kanı haramdır. Kişinin Müslüman kardeşini hakîr görmesi, şer (kötülük) olarak ona yeter.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)
---
05
Ocak
Perşembe
2017
AYIN SAFHASI



Rûmî: 23 Kânûn-ı Evvel 1431   • Hicrî: 07 Rebîulâhir 1438

Medîne-i Münevvere'yi sel basması (1918) • Adana'nın kurtuluşu (1922) • Osmanlı • İngiltere Arasında Çanakkale (Kal'ayı Sultaniyye) Antlaşması'nın İmzalanması (1809)
5. Gün 1. Hafta 1. Ay FAZİLET TAKVİMİ

ALLÂHÜ TEÂLÂ KULUN HAKKINI KULDA BIRAKMAZ

Hz. Enes’ten (r.a.) rivâyet edilmektedir

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), birgün otururlarken mübârek dişleri görününceye kadar tebessüm ettiler. Hz. Ömer (r.a.): “Anam babam sana fedâ olsun yâ Resûlallah, sizi tebessüm ettiren nedir?” diye sordu. Buyurdular ki:

‘Ümmetimden iki kişi Allâhü Teâlâ’nın huzurunda diz çökerler. Birisi:

‘Yâ Rabbi! Benim hakkımı bu adamdan al’ der. Allâhü Teâlâ: ‘Müslüman kardeşine hakkını ver’ buyurur. Adam:

‘Yâ Rabbi! İyiliğimden hiçbir şey kalmadı. Ne vereyim?’ deyince Allâhü Teâlâ hak sâhibine:

‘Kardeşine ne yapacaksın? Sevâbından hiçbir şey kalmadı’ buyurur. Hak sahibi:

‘Yâ Rabbi! Öyleyse günahlarımdan alsın’ der.

Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) (bu büyük hâdiseden dolayı) gözlerinden yaşlar akmaya başladı ve buyurdu ki:

“O gün öyle büyük bir gündür ki, insanlar o günde günahlarını yüklenecek kimseyi ararlar.”

Allâhü Teâlâ hak sâhibine:

‘Gözünü aç ve cennetin şu muhteşem köşklerine bak’ buyurur. Hak sahibi:

‘Yâ Rabbi! Cennette gümüşten şehirler, inci ve pırlantalarla işlenmiş saraylar görüyorum. Bunlar hangi peygamberin, hangi sıddîkın veya hangi şehîdindir?’ diye sorar. Allâhü Teâlâ: ‘Bunlar, bedelini ödeyenler içindir’ buyurur. Adam:

‘Ya Rabbi! Bunların bedelini kim ödeyebilir ki?’ der.

Allâhü Teâlâ: ‘Sen ödeyebilirsin’ buyurur. Adam:

‘Ya Rabbi! Bunlara neyle sahip olabilirim?’ der. Allâhü Teâlâ: ‘Kardeşini affetmekle sâhip olabilirsin’ buyurunca adam: ‘Affettim, yâ Rabbi!’ der. Allâhü Teâlâ da:

‘Haydi, kardeşinin elinden tut ve beraber cennete gir(in)’ buyurur.

Sonra Resûl-i Ekrem (s.a.v.) “Allâh’tan korkunuz ve aranızı düzeltiniz. Çünkü kıyâmet gününde Allâhü Teâlâ mü’minlerin arasını sulh eder.” buyurdular. (İhyâu Ulûmiddîn)