قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: ثَلَاثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ حَلَاوَةَ الْإِيمَانِ أَنْ يَكُونَ اللهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا سِوَاهُمَا وَأَنْ يُحِبَّ الْمَرْءَ لَا يُحِبُّهُ إِلَّا لِلهِ وَأَنْ يَكْرَهَ أَنْ يَعُودَ فِي الْكُفْرِ كَمَا يَكْرَهُ أَنْ يُقْذَفَ فِي النَّارِ. (ق) Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Şu üç şey kendisinde bulunan kimse (kalbinde) îmânın lezzetini bulur: Allah ve Resûl’ünü her şeyden daha çok sevmek, sevdiğini ancak Allah için sevmek ve küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi çirkin görmek.” (Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)
---
03
Ocak
Salı
2017
AYIN SAFHASI



Rûmî: 21 Kânûn-ı Evvel 1431   • Hicrî: 05 Rebîulâhir 1438

Mekke'nin fethi (630) • Mersin'in (İçel) kurtuluşu (1922)
3. Gün 1. Hafta 1. Ay FAZİLET TAKVİMİ

RESÛLULLÂH’A BENZEYEN ÜÇ ZÂT

Ebû Süfyân, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) süt kardeşi ve amcası Hâris’in oğlu idi. Halîme hatun onu da emzirmişti.

(Hz. Muâviye’nin babası Ebû Süfyân bin Harb başka bir zattır. Bu iki zat birbirine karıştırılmamalıdır.)

Ebû Süfyân, peygamberliğinden evvel Resûl-i Ekrem (s.a.v.) ile ülfet eder, gâyet tatlı görüşürdü. Fakat peygamberlik geldikten sonra Resûl-i Ekrem’e pek şiddetli düşman oldu, hicviyeler (kötüleyici şiirler) söyledi. Peygamber Efendimizin şâiri Hz. Hassân (r.a.) da ona cevap verirdi. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), fetih için Mekke üzerine giderlerken; Ebû Süfyân, oğlu Cafer ve halasının oğlu Abdullah ile özür dilemek için Mekke’den çıktılar ve Ebvâ’da Peygamberimize kavuştular.

Peygamberimiz (s.a.v.), huzuruna girmelerine izin verdiğinde Hazret-i Ali, Ebû Süfyân’a:

“Resûlullah Efendimizin mübârek huzurlarına gel ve kardeşlerinin Yûsuf'a (Aleyhisselâm) dedikleri gibi: ‘Vallâhi Allah seni bize üstün kıldı. Biz doğrusu büyük suç işlemiştik.’ (Yûsuf sûresi, âyet 91)'de dedi. Ebû Süfyân, böyle deyince Resûlullah Efendimiz (s.a.v.): “Bugün sizin üzerinize bir kınama yoktur, Allah sizi mağfiretiyle bağışlar ve o Erhamürrâhimîn’dir.” meâlindeki Yûsuf sûresinin 92. âyetini okudu.

Ebû Süfyân (radıyallâhü anh), îmân ettikten sonra hicabından başını kaldırıp Resûllâh Efendimize (s.a.v.) bakamazdı. Müslüman olduktan sonra hiç günah işlemedi.

Mekke’nin fethinde Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) ile beraberdi. Huneyn Gazâsı’nda Müslümanların dağıldığı ilk anda ordu toplanıncaya kadar Resûl-i Ekrem Efendimizin (s.a.v.) yanından hiç ayrılmayanlardan biriydi. Peygamberimiz onun için hayır duâ etti ve cennetle müjdeleyip:

“Senin Hamza’ya halef olacağını (onun yerini alacağını) umuyorum” buyurdular.

Resûlullah Efendimize (s.a.v.) en çok, Ebû Süfyân bin Hâris, Hz. Ali’nin birâderi Cafer bin Ebî Tâlib ve Hz. Ali’nin oğlu Hasan bin Ali (r.anhüm) benzerlerdi.

(Üsdü 'l-Gâbe)