قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا يَزَالُ الْبَلَاءُ بِالْمُؤْمِنِ وَالْمُؤْمِنَةِ فِي نَفْسِهِ وَوَلَدِهِ وَمَالِهِ حَتّٰى يَلْقَى اللهَ وَمَا عَلَيْهِ خَطِيئَةٌ. (ت) “Mü’min bir erkek ve kadın Allâhü Teâlâ’ya günahsız olarak kavuşuncaya kadar kendisinde, çoluk-çocuğunda ve malında belâ eksik olmaz.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
---
28
Mayıs
Perşembe
2015
AYIN SAFHASI



Rûmî: 15 Mayıs 1431   • Hicrî: 10 Şaban 1436
Türklerin Rumeli'ye Geçişi (1348) • Sayıştay'ın Kuruluşu (1862)
147. Gün 22. Hafta 5. Ay FAZİLET TAKVİMİ

KIBLE SAATİ VE DÜNYA KIBLE GÜNÜ NEDİR?

Kıble saati; kıblenin güneş ile tespit edildiği saattir. Yani, güneşin, bulunduğumuz yerin kıble zâviyesine (açısına) veya belli bir zâviye farkına denk geldiği vakittir.

Türkiye, Avrupa ülkeleri, Afrika Ülkeleri ve Türk Cumhuriyetleri ile Avustralya’nın Perth şehrinde; şehrin o günkü kıble saati vaktinde, güneşe doğru dönen kimse, kıbleye dönmüş olur.

Kıble saati, namaz vakitleri gibi günlük olarak değişir.

Kıble saatleri sadece adı geçen şehir için geçerlidir.

Herhangi bir yerin kıblesi pratik olarak şöyle tespit edilir:

O günün takviminde, bulunduğu şehrin namaz vakitleri cetvelinin son sütunundaki “Kıble Saati” (Kıble S) vaktinde güneşin bulunduğu yöne dönen, kıbleye dönmüş olur. Ev içerisinde ise mesela, güneş gören pencerenin dik çerçevesinin yere düşen gölgesi kıble istikametini gösterir. Bu istikamet işaretlenir ve böylece en pratik ve en doğru bir şekilde kıble yönü tespit edilmiş olur.

Dünya kıble günleri aynı kıble saatinin bütün dünyâ için geçerli olduğu günlerdir.

Senede iki defa, 28 Mayıs (Türkiye saati ile) 12.18’de ve 16 Temmuz saat 12.27’de güneş tam Kâ’be-i Muazzama üzerinde bulunur. Bu iki vakitte, dünyânın o anda gündüz olan yerlerinden herhangi birinde güneşe dönen kimse, aynı zamanda Kâ’be-i Muazzama’ya yani KIBLE’ye dönmüş olur.

Güneşin tam Kâbe’nin üzerine geldiği, 28 Mayıs ve 16 Temmuz günleri, Dünya Kıble Günleridir.

BEYİT:

Ragıbâ, düşmanın aldanma tevâzû’larına

Sel duvarın ayağını öperek hedm eyler.

                                                           Ragıp Paşa

[Ey Ragıb, düşmanın tevâzûlarına aldanma. (Zîra) sel suları da bir duvarı, (onun) ayağını öperek (dibine yumuşak yumuşak dokunarak) yıkar.]