قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَا تُظْهِرْ اَلشَّمَاتَةَ لِأَخِيكَ فَيَرْحَمُهُ اللهُ وَيَبْتَلِيكَ. (ت) “Din kardeşinin başına gelen belâya sevinme! Zira Allâhü Teâlâ ona âfiyet verir de seni belâya uğratır.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
---
04
Mart
Çarşamba
2015
AYIN SAFHALARI
Hicrî: 13 Cemâziyelevvel 1436   •   Rûmî: 19 Şubat 1431
Sultan Selahaddin Eyyûbî'nin Vefatı (1193) • Abdülmecid Efendi'nin Sürgün Edilişi (1924)
62. Gün 10. Hafta 3. Ay FAZİLET TAKVİMİ

ALLÂH’IN KORUDUĞUNUN ZIRHA İHTİYACI OLMAZ

İmâm Bûsirî hazretleri Kasîde-i Bürde’sinde şöyle buyurdu:

     “Vikâyetullâhi ağnet an muzâafetin

     Mine’d-dürû‘i ve an ‘âlin mine’l-utumi.”

Manası: “Allâhü Teâlâ’nın muhâfazası ve koruması Resûlünü, kat kat zırhlara ve yüksek kalelere muhtâc etmedi.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Mekke’de iken kendisine karşı çıkan müşriklerin kötülüklerinden korunabilmesi için pek çok askere, kat kat zırhlara, yüksek kalelere ihtiyaç görünüyordu. Fakat Allâhü Teâlâ’nın sayısız orduları içinde en zayıflarından olan örümcek bile bunca kâfirin gözlerine ve yollarına birer set çekmiş, onları ümitsizliğe düşürmüştür.

Kudüs Kadısı İbn-i Şeddâd, Salahaddin Eyyubî’den bahsederken diyor ki:

Akka nehrinin kıyısında bulunan Reml’de bir harb meydana gelmişti. Salahaddin Eyyûbî’nin Karasungur adında çok şecaatli ve cesur bir adamı vardı. Düşmanlardan pek çoklarını öldürmüş, kırıp geçirmişti.

Bundan dolayı düşmanların hepsinin kalbinde bu yiğitten intikam almak ateşi yanıyordu. Ona bir hile ve tuzak kurmak için toplanıp pusu kurdular. Hile ile onu saklandıkları yere doğru çektiler. Sonra hepsi birden pusudan çıkarak üzerine atılıp etrafını sardılar. Onlardan birisi saçlarından yakaladı. Artık ölüm Karasungur için pek yakın idi. Diğeri de boynuna doğru kılıcını savurdu. Lâkin bu darbe saçlarını tutanın elini kesti. Karasungur süratle kendi arkadaşları tarafına çekildi. Allâh’ın düşmanları onu çok takip ettilerse de hiç birisi yetişemedi, Karasungur sağ salim döndü.

BİLMECE:

Tarlada bitmez, saksıda bitmez, yerde var, gökte var, suda yok?  (Hava)

Muallim saçar, talebe toplar, tenbel olursa toplamaz kaçar?  (İlim)

Gözle görülür, elle tutulmaz?  (Yıldızlar)