"Bir meseleyi bilen kimse bildiğini söylesin. Bilmeyen "Allâhü a'lem" desin. Zira kişinin bilmediği şeye bilmiyorum demesi de bir ilimdir."(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)
---
17
Nisan Perşembe 2014
Hicrî: 17 Cemâziyelâhir 1435   •   Rûmî: 04 Nisan 1430
Fatih Sultan Mehmed Han'ın İstanbul Adalarını Fethi (1453)
107. Gün 16. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ

HAFÎD-İ SIDDÎK-I EKBER KÂSIM (R.A.)

Silsile-i Sâdât'ın üçüncü halkası olan Kâsım bin Muhammed (r.a.), Tâbiîn'den olup Hz. Ebû Bekir'in torunudur. Künyesi Ebû Abdurrahman' dır.

Annesi, son İran hükümdarı Yezdücerd'in kızı Sevde'dir. Hz. Ömer İran'ı fethedince esirler arasında Yezdücerd'in üç kızından biri olan Sevde ile Hz. Ebû Bekir'in oğlu Muhammed evlendi ve Hz. Kâsım doğdu.

Hz. Osmân'ın hilafeti devrinde doğan Kâsım bin Muhammed (r.a.), Mısır vâlisi olan babası şehit edilip küçük yaşta yetim kalınca halası

/V

ve mü'minlerin annesi Hz. Aişe vâlidemizin yanında büyüdü. Ondan fıkıh öğrendi ve hadîs-i şerîf rivâyet etti.

Tâbiîn'in büyüklerinden ve Medîne'deki Fukahâ-i Seb'a (yedi fakîh)'dan biridir.

Hadîs ilminde güvenilir bir râvî, âlim, fakîh ve takvâ sâhibi idi. İki

/V                                                                                            •                            •

yüz hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Hz. Aişe, İbn-i Mesûd, İbn-i Abbâs, Ebû Hüreyre, Zeyneb bint-i Cahş (r.anhüm) gibi sahâbeden hadîs rivâyet etmiş, Tâbiin de kendisinden hadîs rivâyet etmiştir.

/V

Hz. Aişe'den rivâyet ettiği hadîslerden birisi: "Bir kul, -bakmak istese bakabilecek iken- bir kadının güzelliğinden gözünü çevirirse Allâhü Teâlâ o kimsenin kalbine ibâdet (zevkini) verir ve ibadetin tadını bulur."

Kâsım bin Muhammed (r.a.), gün başlarken mescide gelir, iki rek'at namaz kılar ve insanların arasında otururdu. Onlar da kendisine suâller sorarlardı. Ancak zâhir; açık olan meselelere cevap verirdi. Medîne ümerâsından birisi gelip Kâsım bin Muhammed'e (r.a.) bir şey sordu. Kâsım bin Muhammed (r.a.) ona şöyle cevap verdi: "Kişinin kendisine en büyük ikrâmı, ancak bildiği şeyi söylemesi, bilmediğini söylememesidir."

Hac veya umre için giderken, Hicrî 106 (m. 724) yılında, 72 yaşında Mekke ile Medîne arasındaki Kudeyd denilen yerde vefât etti. Hafîd-i Sıddîk-ı Ekber Kasım (r.a.)'dan sonraki Silsile-i Sâdât'ın dördüncü halkası Ca'fer-i Sâdık (k.s.) Hazretleridir.