"Kim İslam'dan başka bir din ararsa, bu ondan ebediyen kabulolunmayacaktır..." (Âl-iİmrân sûresi, âyet 85)
---
19
Aralık Cuma 2014
Hicrî: 26 Safer 1436   •   Rûmî: 06 Kânûn-ı Evvel 1430
Hattat Yesârî'nin Vefatı (1798) • Hattat Yesârî'nin Vefatı (1798) • Türkiye'nin Yunanistan'a Gıda Yardımı (1940) • Türkiye'nin Yunanistan'a Gıda Yardımı (1940)
353. Gün 51. Hafta 12. Ay FAZİLET TAKVİMİ

"MUHAKKAK Kİ ALLAH KATINDA DİN SADECE İSLAM'DIR"

Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor -meâlen-: "Sen onların dinlerine tabi olmadıkça Yahudiler ve Hıristiyanlar ebediyen senden razı olmayacaklardır." (Bakara sûresi, âyet 120)

"Muhakkak ki Allah katında din sadece İslâm'dır." (Al-i İmran sûresi, âyet 19)

Son peygamber Muhammed Mustafâ (s.a.v.)'in davet ettiği tevhîd dini, bütün dinlerden meydana gelmiş bir din değildir. İslâm, diğer dinlerle denk olmayı kabul etmez. Müslüman da, diğer bir dine yaklaşmak için bazı hükümlerden vazgeçmeyi caiz göremez. Zira bu Kur'ân'ın bazısına iman edip bazısını inkâr etmektir; küfretmektir. "Zamana uyma" hastalığına tutulmuş olan kişi, gayr-ı İslamî teşkilatlardan gelen sese, süratle icabet eder. Yanındakileri de iğfal eder. Burada tuzağa düşürülmek istenen, Müslümanlardır. Dinlerin tevhidini (birleşmesini) şiddetle arzulayanların asıl maksadı, Müslümanlara İslam fıkhına yapışmayı ve onunla amel etmeyi taassup olarak gösterip ondan ayırmaktır. Böylece müslümanlar boğazlarından geçecek kolay yutulacak bir lokma haline gelmiş olur. Çünkü İslam'a sıkıca yapışmayan, din gayreti, hamiyeti, olmayanlar zelil olurlar ve hafif bir rüzgârla yıkılırlar.

Avrupalı âlimler çeşitli zamanlarda İslâm ilimlerinden istifade etmişlerdir. Bir kısım Avrupa hukuku umumi olarak İslam fıkhından, hususiyle de komşusu olduğu Endülüs'teki Malikî fıkhından alınmıştır. İslâm fıkhı ve diğer İslamî ilimlerin hiçbirisinde hiçbir zaman Müslümanlar Avrupalılardan istifade etmediler. Onların bu gayretleri İslam beldelerindeki menfaatleri ve Müslümanların İslam fıkhına olan itikad ve bağlılığını ortadan kaldırmak içindir. İslâm fıkhını, hevâ ve hevesler değiştikçe değişen kanunlar safına koymak istediklerindendir. Biz onlara uyarsak bizi bir arada kuvvetlice tutan bağı kendi ellerimizle kesmiş oluruz. Böyle bir hareket İslam'ın doğmasından bugüne kadar dinimizi, birliğimizi koruyan ve bu ümmete izzet kazandıran İslam akîdesinin de yok olmasına sebep olur. (Zâhid el-Kevserî)