"Allâhü Teâlâ dünyâya şöyle emretti: 'Ey dünyâ! Bana hizmet edene hizmetçi ol. Sana hizmet edene de sıkıntı ver." (Hadîs-i Şerîf, Ebû Nuaym, Hilyetü'l Evliyâ)
---
21
Kasım Cuma 2014
Hicrî: 28 Muharrem 1436   •   Rûmî: 08 Teşrin-i Sânî 1430
Mardin'in Kurtuluşu (1920) • İstanbul Teknik Üniversitesi'nin Açılışı (1944)
325. Gün 47. Hafta 11. Ay FAZİLET TAKVİMİ

MEVLÂNÂ MUHAMMED HÂCEGÎ EMKENGÎ K.S

Silsile-i Sâdât'ın yirmi birinci halkası olan Mevlânâ Muhammed Hâcegî Emkengî es-Semerkandî (k.s.) Hazretlerinin ismi Abdulbâkî'dir. 918 (M. 1512) tarihinde doğdu. Semerkand'ın Emkeng kasabasında ikamet ettiği için oraya nisbetle Emkengî denilmektedir. Zâhirî ve bâtınî terbiyelerini pederleri Mevlânâ Dervîş (k.s.) Hazretlerinden görmüşler, onun hüsn-i terbiyesi, himmet ve sohbetlerinin bereketiyle kâmil ve mükemmil mertebesine ulaşmışlardır.

Zâhirî ilimleri Semerkand ve Buhârâ âlimlerinden tahsil etmişlerdir. Abid, zâhid ve kerâmet sahibi bir zat olan Mevlânâ Muhammed Hâcegî Emkengî (k.s.) Hazretleri bâtinî ahvâlini insanlardan gizlerdi. Ömrünü Resûlullâh'ın (s.a.v.) hadîs-i şerîflerini ve mübârek ahlâkını yaymaya vermiştir.

Kendisine gelip tarîkata intisâb etmek isteyenlere istihârede bulunmalarını emreder, istihâre yaptırmadan kimseyi kabul etmezdi. Üstâzı Dervîş Mehmed Hazretlerinin tercüme-i hâline dâir İntihâb Ez-Kitâbü'n-Neseme isimli Farsça bir eseri vardır. Muhammed Hâcegî Emkengî (k.s.) Hazretlerinin halîfelerinden olan oğlu Hâce Ebu'l-Kâsım (k.s.), kemâl sâhibi olup dertlilerin dermânı idi.

Mevlânâ Muhammed Hâcegî Emkengî (k.s.) Hazretleri 1008 (M. 1599) yılında 90 yaşlarında iken âhirete irtihâl buyurdular. Kabr-i şerîfleri Emkeng köyündedir. Bugün Özbekistan'ın Kaşkaderya vilayetinde bulunmaktadır.

FIKHÎ MESELE:.................................. BİR KABRE İKİNCİ DEFİN

Bir ölünün cesedi tamamen toprak kesilip kemikleri de kalmamış olmadıkça, onun kabri açılarak yerine başkası gömülemez. Fakat başka bir yer bulunamamak gibi bir zaruret olursa, ölünün kemikleri toplanır ve oraya gömülecek olanla kendi arasına toprak veya kerpiç perde yapılır.

Bir zaruret bulunmadıkça, birkaç cenazeyi bir mezara koymak caiz değildir. Ancak zaruret halinde konulur. Aralarına da bir engel (perde) olması için toprak doldurulur. Uhud şehitleri böyle gömülmüşlerdir.